Türkiye genelinde son yıllarda giderek düşen doğurganlık oranları ve ortaya çıkan demografik riskler devletin sağlık politikalarında son derece köklü ve sevindirici değişiklikleri beraberinde getiriyor. Aile kurumunun desteklenmesi amacıyla yürütülen üst düzey devlet projeleri kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu tüp bebek tedavisinde adeta devrim niteliğinde adımlar atmaya hazırlanıyor. Kurum tarafından hazırlanan güncel yardımcı üreme yöntemleri geri ödeme sistemi değerlendirme raporu mevcut sistemdeki ağır kısıtlamaların ailelerin çocuk sahibi olma hakkına erişimini ciddi şekilde zorlaştırdığını resmi olarak ortaya koydu. Bu raporun bulguları ışığında özellikle çalışan çiftlerin en çok zorlandığı yüksek sigorta prim günü zorunluluğu ve katı yaş sınırı gibi kriterlerin çok daha kapsayıcı ve esnek bir hale getirilmesi hedefleniyor. Evlat hasreti çeken ancak ekonomik zorluklar veya yasal engeller nedeniyle tedaviye ulaşamayan binlerce aile için bu yeni yasal düzenleme umut dolu bir dönemin kapılarını aralıyor.
Devlet Desteği İçin Aranan Mevcut Sistemdeki Ağır Şartlar
Mevcut yasal mevzuatlara ve sağlık uygulama tebliğlerine bakıldığında devlet desteğiyle modern üreme tedavilerinden yararlanabilmek için ailelerin birçok zorlu kriteri aynı anda sağlaması gerekiyor. Güncel uygulamada eşlerden en az birinin asgari beş yıl boyunca genel sağlık sigortalısı olması ve tam dokuz yüz gün prim ödemiş olması kesin bir şart olarak öne sürülüyor. Bununla birlikte tedaviye başlanabilmesi için kadının yirmi üç yaşından büyük ve kırk yaşından küçük olması zorunluluğu bulunuyor. Sosyal Güvenlik Kurumu mevcut sistemde ailelere en fazla üç deneme hakkı tanıyor ve her bir deneme için ailelerden oldukça yüksek oranlarda katılım payı talep ediyor. Tedavi masrafları için birinci denemede yüzde otuz ikinci denemede yüzde yirmi beş ve son denemede yüzde yirmi oranında değişen katılım payları dar gelirli vatandaşların bütçesini ciddi anlamda sarsabiliyor.
Yeni Düzenlemeyle Birlikte Gelecek Olan Ekonomik ve Tıbbi Esneklikler
Devlet kademelerinden ve resmi kaynaklardan yansıyan son bilgilere göre dokuz yüz prim günü şartının özellikle iş hayatında kesintiler yaşayan veya güvencesiz çalışan kesimler için büyük bir engel teşkil ettiği kabul ediliyor. Hazırlanan yeni yasa taslağı ile birlikte bu prim gün sayısının ciddi oranda düşürülmesi planlanırken aynı zamanda modern çağın getirdiği geç evlilik gerçeği göz önüne alınarak kırk yaş sınırının da tıbbi imkanlar elverdiğince yukarı çekilmesi hedefleniyor. En büyük müjdelerden biri ise daha önce cep yakan yüksek katılım payı oranlarında yapılacak olan indirimler olarak dikkat çekiyor. Devletin tedavi masraflarını daha yüksek oranda üstlenmesiyle birlikte bebek sahibi olmak isteyen ancak maddi imkansızlıklar yüzünden hastane kapılarından dönen ailelerin önündeki en büyük ekonomik bariyer yıkılmış olacak. Yapılacak olan bu insani ve stratejik yasal düzenlemeler sadece bireysel mutlulukları artırmakla kalmayıp aynı zamanda ülkenin gelecekteki genç nüfus dengesini korumak adına atılmış en hayati adımlardan biri olarak tarihe geçecek. Milyonlarca vatandaş şimdi büyük bir umut ve heyecanla Türkiye Büyük Millet Meclisi sıralarından geçerek resmi gazetede yayımlanacak olan bu tarihi kararın kesinleşmesini bekliyor.